Mezar Çeşitleri

 

 

Mezarlar hakkında elde ettiğimiz bilgileri aşağıda sıralıyoruz.

 1- Yakarak (kremasyon ) gömme: Amaç cesedin yakilmasidir ,ceset ya odun üzerine konularak ya da tezekle yakilmis ve en yüksek ortalama 1000oc 'ye ulasabilmistir. Kremasyonda odunun cinsi, havanin durumu önemlidir, bu islem 7-10 saat arasinda yapilabilmektedir. Kemik çok yüksek isida erimeye basladigindan genelde kafatasi kemigi, uzun kemikler, disler, gögüs kafesine ait kemikler bozulmadan kalabiliyor. Yanmis kemigin yanmamis kemikten daha iyi korundugu kazilarla ortaya çikiyor. Bunun nedeni atesin konserve görevi görmesidir. Yakilan ceset gömüldügü yere göre de renk degistirmektedir. Örnegin ,toprakta Arsenik fazlaysa siyah, tahta parçalariyla gömüldüyse gri-kahverengi renkte oluyor. Asil renk veren olay yanma derecedidir.
2- Yakmadan (Inhumasyon) Gömme: Vücut hangi sekillerde konursa konsun cesette tahribe rastlanmiyor.Anadolu'da genellikle gömüler yerlesim içine yada yerlesim disina genellikle hoker tarzinda gömülmüslerdir.

Ölülerin yerlestirildigi mezarlar Anadolu'da 7'ye ayrilmistir.

1- Basit toprak mezarlar: Ölüler Dorsal(düz) veya hoker tarzda konulmustur. Genel olarak cesedin sığabilecegi kadar yer açilarak topragin sıkıştirilmasi bazende küçük taslarla bir zemin olusturulmasi sonucunda ceset buraya gömülmüştür. Çogunlukla Orta Çag mezarlarinda mezarin üzeri plaka tasla kapatilmistir.

2-Kaya araligi mezarligi: Dogal kaya oyuklari veya kaya araliklarindan yararlinir. Ana kayayi düzeltme gibi bir kaygi yoktur.

3-Küp mezarlar: Anadolu'da çok rastlanmaktadir. Neolitik döneme kadar geçmisi dayanir. Yakilmadiginda cesede uygun bir küp bulunuyor, yakildiginda daha küçük küpler kullaniliyor. Küplerin ağzı genelde taşla yada kiremitle kapatilir.

4- Sandik mezarlar: Tastan , kerpiçten , agaçtan yapilmakta dikdötgen veya kare tercih edilmektedir. Genelde dört tarafi tasla çevrelenmekte üzeri bazen kapatilir bazen kapatilmaz , amaç sandik seklini olusturmaktir. Sal taslariyla kapatilmaktadir. Bir ya da daha fazla gömü hoker tarzda gömülmektedir.(lahit,kagir mezarlar v.b)

5- Oda mezarlar : Tas ,kerpiç, ana kayaya açilan odalardan yapilan mezarlardir. Genelde ön girisleri vardir , ev seklindedir. Üzerleri ya sal taslari veya ahsap ,dallarla kapatilmakta, yüzeyden görülmemektedir. (kaya mezarları v.b)

6- Kuyu mezarlar: Derinlikleri 2m'yi bulmaktadir, mezarin girişi üsttedir ve sal taslariyla kapatilmaktadir.

7-Yığma mezarlar : Üzerine taş toprak,çakıl yıgınları yıgarak oluşturulan mezarlar

Kurganlar

Özellikle Urartu öncesi İÖ 3 ve 2. bin kültürlerinin verileri üzerine çalışmalarını yoğunlaştıran Dr. Aynur Özfırat'ın Kurganlar'la ilgili çalışması bilim dünyasınca ilgiyle izleniyor. 
Kurgan terimi bizlere yabancı gelmese de ne olduğunu tam olarak çoğumuz bilmeyiz. Aslında mezar yapıları olan Kurganlar, toprak zemine açılan bir çukur içine taş örgü duvarlarla çevrilen odalar ya da sal taşı plakalarla oluşturulan sandık türü mezarlardır. Üzerlerine taş yığılır ve toprakla örtülür. Yükseklikleri 1 metreden başlayarak 70 metreye kadar varabilir. İçlerinde ölü hediyeleri de bulununan bu yapılar batıda Balkanlar'dan itibaren Anadolu'nun ortalarına kadar süre gelen İÖ 1. bin yerleşik kültürlerinin tümülüs olarak adlandırılan mezar yapılarının Asyalı öncüleridir. İÖ 3-2 binlere kadar inen Asya Kurganları'nın en önemli özelliği yerleşik düzenden uzak, yayla hayatı yaşayan ekonomileri hayvancılığa dayalı toplulukların mezar anıtları olmasından kaynaklanmaktadır. Asya'da özellikle Transkafkasya olarak adlandırılan coğrafi bölgedeki Gürcistan ve Ermenistan'da yoğunluk kazanmışlardır. Gürcistan'da Trialeti, Mesheti kurganları ile Ermenistan'da Derin Naver, Metsamor, Keti ve Lçaşen'deki kurganların sayıları yüzleri bulmaktadır. 
Göçebe toplumlar sürekli hareket içinde olduklarından kalıcı izler bırakmamışlardır. Onların varlıklarının en önemli izleri hayatını kaybeden üyeleri için düzenledikleri kurganlar ve içlerindeki ölü hediyeleridir. Bu nedenle Kurganlar ve buluntuları tarihçiler için oldukça önem taşır.
Ülkemizde özellikle Transkafkasya bölgesine yakın yerlerde yaşadığı sanılan göçebe kültürlerin izlerini taşıyan kurganların olabileceği düşünülmesine karşın kesin olarak saptanamamıştı. 
Uçsuz bucaksız çayırlarıyla yaylalar bölgesi olarak bilinen Doğu Anadolu'da 1995 yılından itibaren aralıksız olarak çalışmalarını sürdüren Özfırat'ın Muş, Bulanık, Malazgirt, Ahlat, Adilcevaz ve Van ili ve çevresinde yaptığı araştırmalar sonucunda; Transkafkasya kültürlerinde iyi tanınan kurgan türündeki gömü geleneğinin ülkemiz sınırları içinde de temsil edildiği saptandı. Çalışmalar sırasında Doğu Anadolu kurganlarının, 1-40 metreler arasında değişen yükseklikte taş yığılarak inşa edildiği anlaşıldı. Aynur Özfırat, Suluçem, Sütey, Sinek yaylalarında çapı 5-6 metreden başlayan 60 metreye kadar varan birçok Kurgan tespit etmiş. Kurganlar üzerinde ele geçen seramik parçaları ve birkaç yıl önce köylülerce kaçak kazısı yapılarak ortaya çıkarılan kırmızı astar boya üzerine siyah boyalı bir çömlekten (halen Erzurum Müzesi'nde sergileniyor) yola çıkarak yaptığı tarihlemeye göre Kurganların yapımı İÖ 3. bin sonu ve İÖ 2. binin ilk yarısına rastlıyor.
Dr. Özfırat Anadolu kurgan kültürünün batıda Erzurum ve Muş, güneyde Urmiye, doğuda Hazar Gölü kıyılarına kadar uzandığını, boyalı çanak çömlek dışında oldukça özenli madeni silahlara sahip olduklarını ve kadınları için takılar ve boncuklar imal etmiş olduklarını da belirtiyor. Önümüzdeki yıllarda yapılacak çalışmalar ve buluntuların incelenmesi sonucunda Doğu Anadolu'nun Urartu öncesi göçebe kültürleri hakkında daha fazla bilgiye sahip olacağız.

 

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 / 8